1. [62:9] | yâ eyyühe-lleẕîne âmenû iẕâ nûdiye liṣṣalâti miy yevmi-lcümü`ati fes`av ilâ ẕikri-llâhi veẕerü-lbey`. ẕâliküm ḫayrul leküm in küntüm ta`lemûn. | يا أيها الذين آمنوا إذا نودي للصلاة من يوم الجمعة فاسعوا إلى ذكر الله وذروا البيع ذلكم خير لكم إن كنتم تعلمون يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِذَا نُودِيَ لِلصَّلَاةِ مِن يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا إِلَى ذِكْرِ اللَّهِ وَذَرُوا الْبَيْعَ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ |
|---|
| Elmalılı | Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığı(nız) zaman, Allah'ı anmaya koşun, alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır. |
| Y. Ali | O ye who believe! When the call is proclaimed to prayer on Friday (the Day of Assembly), hasten earnestly to the Remembrance of Allah, and leave off business (and traffic): That is best for you if ye but knew!
|
| Words | | |
2. [64:9] | yevme yecme`uküm liyevmi-lcem`i ẕâlike yevmü-ttegâbün. vemey yü'mim billâhi veya`mel ṣâliḥay yükeffir `anhü seyyiâtihî veyüdḫilhü cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ ebedâ. ẕâlike-lfevzü-l`ażîm. | يوم يجمعكم ليوم الجمع ذلك يوم التغابن ومن يؤمن بالله ويعمل صالحا يكفر عنه سيئاته ويدخله جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها أبدا ذلك الفوز العظيم يَوْمَ يَجْمَعُكُمْ لِيَوْمِ الْجَمْعِ ذَلِكَ يَوْمُ التَّغَابُنِ وَمَن يُؤْمِن بِاللَّهِ وَيَعْمَلْ صَالِحًا يُكَفِّرْ عَنْهُ سَيِّئَاتِهِ وَيُدْخِلْهُ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ |
|---|
| Elmalılı | Toplanma günü için sizi topladığı zaman var ya, işte o gün, kimin aldandığının açığa çıkacağı aldanma günüdür. Kim Allah'a inanır ve yararlı iş yaparsa, Allah onun kötülüklerini örter ve onu, içinde ebedi kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetlere sokar. İşte büyük kurtuluş budur. |
| Y. Ali | The Day that He assembles you (all) for a Day of Assembly,- that will be a Day of mutual loss and gain (among you), and those who believe in Allah and work righteousness,- He will remove from them their ills, and He will admit them to Gardens beneath which Rivers flow, to dwell therein for ever: that will be the Supreme Achievement.
|
| Words | | |
3. [66:8] | yâ eyyühe-lleẕîne âmenû tûbû ile-llâhi tevbeten neṣûḥâ. `asâ rabbüküm ey yükeffira `anküm seyyiâtiküm veyüdḫileküm cennâtin tecrî min taḥtihe-l'enhâru yevme lâ yuḫzi-llâhü-nnebiyye velleẕîne âmenû me`ah. nûruhüm yes`â beyne eydîhim vebieymânihim yeḳûlûne rabbenâ etmim lenâ nûranâ vagfir lenâ. inneke `alâ külli şey'in ḳadîr. | يا أيها الذين آمنوا توبوا إلى الله توبة نصوحا عسى ربكم أن يكفر عنكم سيئاتكم ويدخلكم جنات تجري من تحتها الأنهار يوم لا يخزي الله النبي والذين آمنوا معه نورهم يسعى بين أيديهم وبأيمانهم يقولون ربنا أتمم لنا نورنا واغفر لنا إنك على كل شيء قدير يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا تُوبُوا إِلَى اللَّهِ تَوْبَةً نَّصُوحًا عَسَى رَبُّكُمْ أَن يُكَفِّرَ عَنكُمْ سَيِّئَاتِكُمْ وَيُدْخِلَكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ يَوْمَ لَا يُخْزِي اللَّهُ النَّبِيَّ وَالَّذِينَ آمَنُوا مَعَهُ نُورُهُمْ يَسْعَى بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا أَتْمِمْ لَنَا نُورَنَا وَاغْفِرْ لَنَا إِنَّكَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ |
|---|
| Elmalılı | Ey iman edenler! Samimi bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, Peygamber'i ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Çünkü onların nurları, önlerinde ve yanlarında koşar da, "Ey Rabbimiz! Nurumuzu tamamla, bizi bağışla, çünkü sen her şeye kâdirsin." derler. |
| Y. Ali | O ye who believe! Turn to Allah with sincere repentance: In the hope that your Lord will remove from you your ills and admit you to Gardens beneath which Rivers flow,- the Day that Allah will not permit to be humiliated the Prophet and those who believe with him. Their Light will run forward before them and by their right hands, while they say, "Our Lord! Perfect our Light for us, and grant us Forgiveness: for Thou hast power over all things."
|
| Words | | |
4. [68:39] | em leküm eymânün `aleynâ bâligatün ilâ yevmi-lḳiyâmeti inne leküm lemâ taḥkümûn. | أم لكم أيمان علينا بالغة إلى يوم القيامة إن لكم لما تحكمون أَمْ لَكُمْ أَيْمَانٌ عَلَيْنَا بَالِغَةٌ إِلَى يَوْمِ الْقِيَامَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ |
|---|
| Elmalılı | Yoksa, "ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var? |
| Y. Ali | Or have ye Covenants with Us to oath, reaching to the Day of Judgment, (providing) that ye shall have whatever ye shall demand?
|
| Words | | |
5. [68:42] | yevme yükşefü `an sâḳiv veyüd`avne ile-ssücûdi felâ yesteṭî`ûn. | يوم يكشف عن ساق ويدعون إلى السجود فلا يستطيعون يَوْمَ يُكْشَفُ عَن سَاقٍ وَيُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ فَلَا يَسْتَطِيعُونَ |
|---|
| Elmalılı | O gün işler zorlaşır ve secdeye davet edilirler. Fakat güç yetiremezler. |
| Y. Ali | The Day that the shin shall be laid bare, and they shall be summoned to bow in adoration, but they shall not be able,-
|
| Words | | |
6. [70:4] | ta`rucü-lmelâiketü verrûḥu ileyhi fî yevmin kâne miḳdâruhû ḫamsîne elfe seneh. | تعرج الملائكة والروح إليه في يوم كان مقداره خمسين ألف سنة تَعْرُجُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ إِلَيْهِ فِي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْسِينَ أَلْفَ سَنَةٍ |
|---|
| Elmalılı | Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar. |
| Y. Ali | The angels and the spirit ascend unto him in a Day the measure whereof is (as) fifty thousand years:
|
| Words | | |
7. [70:8] | yevme tekûnü-ssemâü kelmühl. | يوم تكون السماء كالمهل يَوْمَ تَكُونُ السَّمَاءُ كَالْمُهْلِ |
|---|
| Elmalılı | O gün gök erimiş bir maden gibi olur. |
| Y. Ali | The Day that the sky will be like molten brass,
|
| Words | | |
8. [70:43] | yevme yaḫrucûne mine-l'ecdâŝi sirâ`an keennehüm ilâ nüṣubiy yûfiḍûn. | يوم يخرجون من الأجداث سراعا كأنهم إلى نصب يوفضون يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْأَجْدَاثِ سِرَاعًا كَأَنَّهُمْ إِلَى نُصُبٍ يُوفِضُونَ |
|---|
| Elmalılı | O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar. |
| Y. Ali | The Day whereon they will issue from their sepulchres in sudden haste as if they were rushing to a goal-post (fixed for them),-
|
| Words | | |
9. [73:14] | yevme tercüfü-l'arḍu velcibâlü vekâneti-lcibâlü keŝîbem mehîlâ. | يوم ترجف الأرض والجبال وكانت الجبال كثيبا مهيلا يَوْمَ تَرْجُفُ الْأَرْضُ وَالْجِبَالُ وَكَانَتِ الْجِبَالُ كَثِيبًا مَّهِيلًا |
|---|
| Elmalılı | O gün yer ve dağlar sarsılacak, dağlar erimiş bir kum yığınına dönecek. |
| Y. Ali | One Day the earth and the mountains will be in violent commotion. And the mountains will be as a heap of sand poured out and flowing down.
|
| Words | | |
10. [74:9] | feẕâlike yevmeiẕiy yevmün `asîr. | فذلك يومئذ يوم عسير فَذَلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ |
|---|
| Elmalılı | İşte o gün pek zorlu bir gündür. |
| Y. Ali | That will be- that Day - a Day of Distress,-
|
| Words | | |
11. [75:6] | yes'elü eyyâne yevmü-lḳiyâmeh. | يسأل أيان يوم القيامة يَسْـئَلُ أَيَّانَ يَوْمُ الْقِيَامَةِ |
|---|
| Elmalılı | O kıyamet günü ne zaman? diye sorar. |
| Y. Ali | He questions: "When is the Day of Resurrection?"
|
| Words | | |
12. [77:12] | lieyyi yevmin üccilet. | لأي يوم أجلت لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ |
|---|
| Elmalılı | Bunlar hangi güne ertelendiler? |
| Y. Ali | For what Day are these (portents) deferred?
|
| Words | | |
13. [77:14] | vemâ edrâke mâ yevmü-lfaṣl. | وما أدراك ما يوم الفصل وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ |
|---|
| Elmalılı | Bildin mi, nedir o hüküm günü? |
| Y. Ali | And what will explain to thee what is the Day of Sorting out?
|
| Words | | |
14. [77:35] | hâẕâ yevmü lâ yenṭiḳûn. | هذا يوم لا ينطقون هَذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ |
|---|
| Elmalılı | Bugün, konuşamıyacakları gündür. |
| Y. Ali | That will be a Day when they shall not be able to speak.
|
| Words | | |
15. [77:38] | hâẕâ yevmü-lfaṣl. cema`nâküm vel'evvelîn. | هذا يوم الفصل جمعناكم والأولين هَذَا يَوْمُ الْفَصْلِ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ |
|---|
| Elmalılı | Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık. |
| Y. Ali | That will be a Day of Sorting out! We shall gather you together and those before (you)!
|
| Words | | |
16. [78:17] | inne yevme-lfaṣli kâne mîḳâtâ. | إن يوم الفصل كان ميقاتا إِنَّ يَوْمَ الْفَصْلِ كَانَ مِيقَاتًا |
|---|
| Elmalılı | Kuşkusuz o hüküm günü kararlaştırılmış bir vakit olmuştur. |
| Y. Ali | Verily the Day of Sorting out is a thing appointed,
|
| Words | | |
17. [78:18] | yevme yünfeḫu fi-ṣṣûri fete'tûne efvâcâ. | يوم ينفخ في الصور فتأتون أفواجا يَوْمَ يُنفَخُ فِي الصُّورِ فَتَأْتُونَ أَفْوَاجًا |
|---|
| Elmalılı | O gün Sûr'a üflenir, bölük bölük gelirsiniz. |
| Y. Ali | The Day that the Trumpet shall be sounded, and ye shall come forth in crowds;
|
| Words | | |
18. [78:38] | yevme yeḳûmü-rrûḥu velmelâiketü ṣaffâ. lâ yetekellemûne illâ men eẕine lehü-rraḥmânü veḳâle ṣavâbâ. | يوم يقوم الروح والملائكة صفا لا يتكلمون إلا من أذن له الرحمن وقال صوابا يَوْمَ يَقُومُ الرُّوحُ وَالْمَلَائِكَةُ صَفًّا لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنْ أَذِنَ لَهُ الرحْمَنُ وَقَالَ صَوَابًا |
|---|
| Elmalılı | O gün Ruh ve melekler sıra sıra dururlar. Rahmân'ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamaz. İzin verilen de doğruyu söyler. |
| Y. Ali | The Day that the Spirit and the angels will stand forth in ranks, none shall speak except any who is permitted by (Allah) Most Gracious, and He will say what is right.
|
| Words | | |
19. [78:40] | innâ enẕernâküm `aẕâben ḳarîbâ. yevme yenżuru-lmerü mâ ḳaddemet yedâhü veyeḳûlü-lkâfiru yâ leytenî küntü türâbâ. | إنا أنذرناكم عذابا قريبا يوم ينظر المرء ما قدمت يداه ويقول الكافر يا ليتني كنت ترابا إِنَّا أَنذَرْنَاكُمْ عَذَابًا قَرِيبًا يَوْمَ يَنظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ وَيَقُولُ الْكَافِرُ يَا لَيْتَنِي كُنتُ تُرَابًا |
|---|
| Elmalılı | Biz sizi yakın bir azap ile uyardık. O gün kişi ellerinin ne takdim ettiğine bakacak ve kâfir diyecek ki: "Ah ne olaydı, ben bir toprak olaydım." |
| Y. Ali | Verily, We have warned you of a Penalty near, the Day when man will see (the deeds) which his hands have sent forth, and the Unbeliever will say, "Woe unto me! Would that I were (metre) dust!"
|
| Words | | |
20. [79:6] | yevme tercüfü-rrâcifeh. | يوم ترجف الراجفة يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُ |
|---|
| Elmalılı | O gün deprem sarsar, |
| Y. Ali | One Day everything that can be in commotion will be in violent commotion,
|
| Words | | |
21. [79:35] | yevme yeteẕekkeru-l'insânü mâ se`â. | يوم يتذكر الإنسان ما سعى يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ مَا سَعَى |
|---|
| Elmalılı | O, insanın neyin peşinde koştuğunu anladığı gün, |
| Y. Ali | The Day when man shall remember (all) that he strove for,
|
| Words | | |
22. [79:46] | keennehüm yevme yeravnehâ lem yelbeŝû illâ `aşiyyeten ev ḍuḥâhâ. | كأنهم يوم يرونها لم يلبثوا إلا عشية أو ضحاها كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَهَا لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا عَشِيَّةً أَوْ ضُحَاهَا |
|---|
| Elmalılı | Onlar o kıyameti görecekleri gün sanki dünyada bir akşam veya kuşluğundan başka durmamışa dönecekler. |
| Y. Ali | The Day they see it, (It will be) as if they had tarried but a single evening, or (at most till) the following morn!
|
| Words | | |
23. [80:34] | yevme yefirru-lmerü min eḫîh. | يوم يفر المرء من أخيه يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ |
|---|
| Elmalılı | O gün kişi kaçar, kardeşinden... |
| Y. Ali | That Day shall a man flee from his own brother,
|
| Words | | |
24. [82:15] | yaṣlevnehâ yevme-ddîn. | يصلونها يوم الدين يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدِّينِ |
|---|
| Elmalılı | Ceza günü ona girecekler. |
| Y. Ali | Which they will enter on the Day of Judgment,
|
| Words | | |
25. [82:17] | vemâ edrâke mâ yevmü-ddîn. | وما أدراك ما يوم الدين وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ |
|---|
| Elmalılı | Ceza gününün ne olduğunu sen bilir misin? |
| Y. Ali | And what will explain to thee what the Day of Judgment is?
|
| Words | | |
26. [82:18] | ŝümme mâ edrâke mâ yevmü-ddîn. | ثم ما أدراك ما يوم الدين ثُمَّ مَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الدِّينِ |
|---|
| Elmalılı | Evet, bilir misin nedir acaba o ceza günü? |
| Y. Ali | Again, what will explain to thee what the Day of Judgment is?
|
| Words | | |
27. [82:19] | yevme lâ temlikü nefsül linefsin şey'â. vel'emru yevmeiẕil lillâh. | يوم لا تملك نفس لنفس شيئا والأمر يومئذ لله يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِّنَفْسٍ شَيْئًا وَالْأَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِّلَّهِ |
|---|
| Elmalılı | O gün, hiç kimsenin başkası için hiçbir şeye sahip olamadığı gündür. O gün buyruk yalnız Allah'ındır. |
| Y. Ali | (It will be) the Day when no soul shall have power (to do) aught for another: For the command, that Day, will be (wholly) with Allah.
|
| Words | | |
28. [83:6] | yevme yeḳûmü-nnâsü lirabbi-l`âlemîn. | يوم يقوم الناس لرب العالمين يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ |
|---|
| Elmalılı | Öyle bir gün ki, insanlar o gün Rabblerinin huzurunda divan duracaklar. |
| Y. Ali | A Day when (all) mankind will stand before the Lord of the Worlds?
|
| Words | | |
29. [86:9] | yevme tüble-sserâir. | يوم تبلى السرائر يَوْمَ تُبْلَى السَّرَائِرُ |
|---|
| Elmalılı | O gün bütün sırlar yoklanıp, meydana çıkarılır. |
| Y. Ali | The Day that (all) things secret will be tested,
|
| Words | | |
30. [90:14] | ev iṭ`âmün fî yevmin ẕî mesgabeh. | أو إطعام في يوم ذي مسغبة أَوْ إِطْعَامٌ فِي يَوْمٍ ذِي مَسْغَبَةٍ |
|---|
| Elmalılı | Veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir, |
| Y. Ali | Or the giving of food in a day of privation
|
| Words | | |