1. [45:34] | veḳîle-lyevme nensâküm kemâ nesîtüm liḳâe yevmiküm hâẕâ veme'vâküm-nnâru vemâ leküm min nâṣirîn. | وقيل اليوم ننساكم كما نسيتم لقاء يومكم هذا ومأواكم النار وما لكم من ناصرين وَقِيلَ الْيَوْمَ نَنسَاكُمْ كَمَا نَسِيتُمْ لِقَاءَ يَوْمِكُمْ هَذَا وَمَأْوَاكُمْ النَّارُ وَمَا لَكُم مِّن نَّاصِرِينَ |
|---|
| Elmalılı | O gün kâfirlere şöyle denilir; "Siz, dünyada bugüne kavuşmayı nasıl unuttuysanız, biz de bugün sizi öylece unutacağız. Yeriniz ateştir ve sizin için yardımcılardan bir kimse de yoktur." |
| Y. Ali | It will also be said: "This Day We will forget you as ye forgot the meeting of this Day of yours! and your abode is the Fire, and no helpers have ye!
|
| Words | | |
2. [50:22] | leḳad künte fî gafletim min hâẕâ fekeşefnâ `anke giṭâeke febeṣaruke-lyevme ḥadîd. | لقد كنت في غفلة من هذا فكشفنا عنك غطاءك فبصرك اليوم حديد لَقَدْ كُنتَ فِي غَفْلَةٍ مِّنْ هَذَا فَكَشَفْنَا عَنكَ غِطَاءَكَ فَبَصَرُكَ الْيَوْمَ حَدِيدٌ |
|---|
| Elmalılı | (Allah ona) "Andolsun sen bundan gaflet içinde idin. Şimdi senden gaflet perdesini kaldırdık. Bugün artık gözün keskindir." der. |
| Y. Ali | (It will be said:) "Thou wast heedless of this; now have We removed thy veil, and sharp is thy sight this Day!"
|
| Words | | |
3. [57:12] | yevme tera-lmü'minîne velmü'minâti yes`â nûruhüm beyne eydîhim vebieymânihim büşrâkümü-lyevme cennâtün tecrî min taḥtihe-l'enhâru ḫâlidîne fîhâ. ẕâlike hüve-lfevzü-l`ażîm. | يوم ترى المؤمنين والمؤمنات يسعى نورهم بين أيديهم وبأيمانهم بشراكم اليوم جنات تجري من تحتها الأنهار خالدين فيها ذلك هو الفوز العظيم يَوْمَ تَرَى الْمُؤْمِنِينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ يَسْعَى نُورُهُم بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَبِأَيْمَانِهِم بُشْرَاكُمُ الْيَوْمَ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا ذَلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ |
|---|
| Elmalılı | O gün inanan erkekleri ve inanan kadınları görürsün ki nurları, önlerinde ve sağlarında koşuyor. (Kendilerine): "Bugün müjdeniz altlarından ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacağınız cennetlerdir." (denilir) İşte büyük kurtuluş budur! |
| Y. Ali | One Day shalt thou see the believing men and the believing women- how their Light runs forward before them and by their right hands: (their greeting will be): "Good News for you this Day! Gardens beneath which flow rivers! to dwell therein for aye! This is indeed the highest Achievement!"
|
| Words | | |
4. [66:7] | yâ eyyühe-lleẕîne keferû lâ ta`teẕirü-lyevm. innemâ tüczevne mâ küntüm ta`melûn. | يا أيها الذين كفروا لا تعتذروا اليوم إنما تجزون ما كنتم تعملون يَا أَيُّهَا الَّذِينَ كَفَرُوا لَا تَعْتَذِرُوا الْيَوْمَ إِنَّمَا تُجْزَوْنَ مَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ |
|---|
| Elmalılı | (İnkâr edenlere): "Ey kâfirler! Bugün özür dilemeyin. Siz ancak işlediklerinizin cezasını çekeceksiniz." (denilir.) |
| Y. Ali | (They will say), "O ye Unbelievers! Make no excuses this Day! Ye are being but requited for all that ye did!"
|
| Words | | |
5. [68:24] | el lâ yedḫulennehe-lyevme `aleyküm miskîn. | أن لا يدخلنها اليوم عليكم مسكين أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ |
|---|
| Elmalılı | "Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın" diyorlardı. |
| Y. Ali | "Let not a single indigent person break in upon you into the (garden) this day."
|
| Words | | |
6. [69:35] | feleyse lehü-lyevme hâhünâ ḥamîm. | فليس له اليوم هاهنا حميم فَلَيْسَ لَهُ الْيَوْمَ هَاهُنَا حَمِيمٌ |
|---|
| Elmalılı | Bu sebeple bugün burada onun candan bir dostu yoktur. |
| Y. Ali | "So no friend hath he here this Day.
|
| Words | | |
7. [70:44] | ḫâşi`aten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. ẕâlike-lyevmü-lleẕî kânû yû`adûn. | خاشعة أبصارهم ترهقهم ذلة ذلك اليوم الذي كانوا يوعدون خَاشِعَةً أَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ ذَلِكَ الْيَوْمُ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ |
|---|
| Elmalılı | Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür. |
| Y. Ali | Their eyes lowered in dejection,- ignominy covering them (all over)! such is the Day the which they are promised!
|
| Words | | |
8. [76:11] | feveḳâhümü-llâhü şerra ẕâlike-lyevmi veleḳḳâhüm naḍratev vesürûrâ. | فوقاهم الله شر ذلك اليوم ولقاهم نضرة وسرورا فَوَقَاهُمُ اللَّهُ شَرَّ ذَلِكَ الْيَوْمِ وَلَقَّاهُمْ نَضْرَةً وَسُرُورًا |
|---|
| Elmalılı | Allah da onları o günün fenalığından korur, yüzlerine parlaklık, gönüllerine sevinç verir. |
| Y. Ali | But Allah will deliver them from the evil of that Day, and will shed over them a Light of Beauty and (blissful) Joy.
|
| Words | | |
9. [78:39] | ẕâlike-lyevmü-lḥaḳḳ. femen şâe-tteḫaẕe ilâ rabbihî meâbâ. | ذلك اليوم الحق فمن شاء اتخذ إلى ربه مآبا ذَلِكَ الْيَوْمُ الْحَقُّ فَمَن شَاءَ اتَّخَذَ إِلَى رَبِّهِ مَآبًا |
|---|
| Elmalılı | İşte bu hak gündür. Artık dileyen Rabbine bir yol tutar. |
| Y. Ali | That Day will be the sure Reality: Therefore, whoso will, let him take a (straight) return to his Lord!
|
| Words | | |